Türkiye’nin sevilen seslerinden (Uzun süredir pek ses vermiyordu) Ege, açtı ağzını yumdu gözünü. Sanatçı, artık Türkiye’de müzikle uğraşmanın “enayilik” olduğunu söylerken, televizyonlardaki şarkı yarışmalarını da topa tuttu.  Ege, JÖNTÜRK’ten Sema Sezen’in sorularını yanıtladı:

90’yıllarda Levent Yüksel, Harun Kolçak, Yaşar ve senin gibi kendi tarzını oluşturmuş ve Türk pop müziğinin hakkını veren müzisyenler bu dönemde neden eskisi kadar aktif değiller?

Tarih boyunca her iktidar kendi  burjuvasını her burjuva da kendi kültürünü oluşturmuştur. Tabii bunu  tek başına iktidarla ilişkilendirmek yanlış olur. Devir teknoloji devri, teknolojinin kaos dönemi  ve İnternet hukuku henüz yerleşmedi. İnternet hukuku yerleşmediği için klipler dönmüyor ve çabuk tüketime yönlendiriyor. Şimdi biz bir tercih yapmak zorundayız; ya bizler çabuk tüketilen bir şeyler sunacağız ama nihayetinde  bir sene sonra hatırlanmayacak ya da az ve öz yapıp kendi kitlemize hitap edeceğiz ve  bunlar da dinleyicilerde hep kalacak. Biz o arkadaşlarla ikinci grubu tercih ettik sanırım.

İnternet müzik piyasasını ne yönde etkiliyor?

Her şeyden önce İnternet hukukunun yerleşmesi gerekiyor. Mesela benim yeni çıkmış bir şarkım İnternette yüzlerce kez tıklanmış ama ordan bana bir lira gelmiyor. Şimdi İnternette şarkı indiren insanlar 15 yıl önce gidip benim albumumu alıyorlardı. Bugünlerde ise bir bedel ödemiyorlar. En ağırı da bu.. Basit bir örnek vereceğim; 2 yıl önce Amerika istatistiklerine göre plastik satışları % 19 düşmüş ama müzik gelirleri % 42 oranında yükselmiş. Neden dersek, insanlar İnternette bir şarkıyı dinlemek istediklerinde o CD’nin parasını ödüyorlar. Adını bile daha geçenlerde duyduğum biri Jennifer Lopez’le  düet yapmış ve bu düetin görüntüleri tam  800 milyon kez tıklanmış. Ama bu kişi bundan para kazanıyor ve “insanlar beni izliyor” diyerek daha iyisini yapmaya çalışıyor. Çünkü şevki var. Şimdi bizde ise ne müzisyen ne de yapımcı para kazanamıyor. Bu nedenle müzik Türkiye’de maalesef enayi işi oluyor. Başka bir şey değil.

Son senelerde TV’lerde pop müzik yarışmaları akımı başladı, jürilerin seçimlerini nasıl değerlendiriyorsun?

Ben o tip programları hiç izlemiyorum. Önce jürinin şarkı söylemeyi bilmesi gerekiyor. Şarkıcı olarak takdir etmediğim birinin kalkıp şarkı söylemeyen veya söyleyebilen birini seçmesi saçmalık geliyor.

2008 senesinde yaptığın bir röportajda birkaç yıl sonra siyasette ciddi adımlar atacağını söylemişsin. Herhangi bir çalışma var mı?

Bizler eğer bu topraklarda yaşıyorsak, hergün sokağa çıkıp gazete okuyorsak ben sanatçıyım deyip kendini toplumun sorunlarından soyutlayamazsın. Ben de her vatandaş gibi isyan edip şikayet ediyorum. Benim vatandaştan ayrılan noktam, benim sesimi daha rahat duyurabilmemdir. Siyasete atılayım derken bir milletvekili olayım maaşımı alıp hayatımı garantiye alayım demiyorum. Vatanımı seviyorum ve bu ülkede doğacak çocuğumun hür, bağımsız, laik bir Cumhuriyet’te yaşamasını temenni ediyorum. Eğer ben şimdi vatanım ve doğacak çocuğum için bu çabayı göstermezsem, pişman olurum diye düşünüyorum. Bu pişmanlığı yaşamak istemiyorum.

Siyasete atılırsan neler yaparsın?

Benim herhangi bir partiye girmememin sebebi muhalefete de muhalif olmamdır. Ben düzen adamı değilim ,sorgulayan bir adamım, fikirler arasında tutarlılık olması gerektiğini düşünen bir insanım. Bugünkü siyasi ortamda parmak kaldıran adam değilsen politikayla uğraşman kolay değil. Beni oraya getiren parti lideri olmamalı ,halkın bana güveni  ve verdiği oy olmalıdır. Benim sorumluluğum parti misyonuna değil halka karşı olmalıdır. Bana teklif gelmedi mi elbette geldi ve farklı farklı partilerden hala gelmeye devam ediyor.  Çünkü her şeyden önce benim sağcı solcu değil bir vatansever olduğumun farkındalar. Önemli olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençlerine emanet ettiği  ülkeyi daha ileriye daha çağdaş bir seviyeye taşıyabilmektir. Fikri, zikri, eylemi bu yönde olan bir partiyi tercih etmek durumundayım.

Türkiye gündemi için ne söylemek istersin?

Politika, kültür her konuda sil baştan başlamak lazım bazen.