Ünlü komedyen Yavuz Seçkin her ne kadar Avrupa Yakası’ndaki kankası Ata Demirer’in, “Berlin Kaplanı” karakterini kendisinin “Das Borak Kreuzberg Kaplanı” tiplemesinden yürütmesine  odaklanmış olsa da, yeni projeleri, Cem Yılmaz, Hürrem Sultan konularında JÖNTÜRK’e konuştu. İşte arkadaşımız Sema Sezen’in Yavuz Seçkin’e soruları ve aldığı yanıtlar:

Das Borak Kreuzberg Kaplanı şu anda ne yapıyor? Hayranları ile hala iletişim kuruyor mu?

Das Borak’ın, 3-4 senede gizli gizli bir hayran kitlesi oluşmuş. Enteresandır, bazıları Das Borak’ı benden daha iyi tanıyor. Sözlerini, bakışlarını, şarkılarını çok iyi biliyorlar. Bir pop starmış gibi fanları var. Daha önce televizyondaydı ama şu an hayranları internetten takip ediyorlar. ‘’Das Borak Fun’’ adında bir sayfa açtık. Orada gerçek fanları var. Ben de onlarla Yavuz Seçkin olarak değil, Das Borak olarak yazışıyorum. Das Borak’ın kelimelerini kullanıyorum. Sanal bir karakterin, gerçekmiş gibi algılanması çok da keyifli oluyor.

Das Borak Kreuzberg Kaplanı’nın sinema filmi çekilecekti ama Ata Demirer’in sizden önce davranmasıyla bazı tatsız durumlar oldu. Şu an bir gelişme var mı?

Bu konuda son kez size konuşacağım çünkü artık hakkımı hukuki yollardan arayacağım. Haklı veya haksız çıkarız, buna yargı karar verecek. Ayrıca ben bunu gündeme getirdikçe karşı taraf için de gizliden bir reklam oluyor. Hakkımı ararken bir yandan da bakıyorsunuz ki, ister istemez karşı tarafın lehine bir şeyler gelişiyor. Bir taraf can çekişirken, öbür tarafın da reklamı oluyor. Dolayısıyla ben böyle bir şeyin içerisinde olmak istemiyorum.

Peki bu durumda Das Borak filmi çekilecek mi?

Das Borak sakatlandı. Das Borak 4 yıldır ölmedi ama bu hamle ile yoğun bakıma alındı. Biz 4 sene içerisinde 3 tane senaryo yazdık ama bu senaryolar bir şekilde hayata geçemedi. En son bir tane daha senaryo yazdık, bu olaydan sonra yine sakatlandı. Şu an mevcut olan yapımcı da haklı olarak ‘’birinin adı Kreuzberg kaplanı, öbürünün adı Berlin kaplanı, filmin ismini değiştirelim’’ diyor. Benim yaptığım ‘’Kaplan’’ ilkti diyorsunuz ama yapımcı  doğru mantık yürütüyor. Çünkü ister istemez biri diğerinin kopyası olacak. Bir filmin bir filme benzemesini kimse istemez. Bana göre bu benzerlik konusunda halk kararını verdi. Benim için önemli olan budur. Ayrıca böyle bir şeyin yaşanmış olmamasını çok isterdim. Çünkü her iki taraf da aşınıyor. Bunlar hoş şeyler değil. Keşke kimse kimsenin işine engel olmasaydı. En son yapımcıyla bekleme kararı aldık. Olay sonuçlanana kadar da bu konuda herhangi bir hamle yapmayacağız.

Ata Demirer, Das Borak Kreuzberg Kaplanı sinema filmi projenizi biliyor muydu?

Tabii ki biliyordu. Bilmemesi mümkün değil. Bu konuda ‘’Google’a Das Borak yazdım ama Kreuzberg Kaplanı çıkmadı’’ demiş. Çıkmadıysa demek senin Google’da bir problem var veya kullandığın Google standart değil. Komedyen olduğu için herhalde bunun şakasını yaptı. Ben öyle algıladım. ‘’Çekirdek kadar benzemiyor’’ muş. Senaryo zaten çekirdekten gelişiyor. İşin çekirdeğini alırsan, hikayeyi istediğin gibi yorumlarsın zaten, önemli olan çekirdektir. Hem Kaplan hem Almanya’da yaşayan, Alman aksanı ile konuşan bir Türk, hem de dövüşçü. Geriye pek bir şey kalmıyor. Benim karakterimin özü alınmış oldu. Bir de ‘’Yavuz keşke beni arasaydı’’ diyor. Ben niye arayayım ki? Ben Das Borak olarak burada oturuyorum zaten. Sen benim üzerime basarak bir şey yapmışsın, esas senin beni arayıp ‘’ya pardon’’ demen lazımdı. Bu konuda tribe girip, kendini kasarsan, ben aramam. ‘’O beni arasın’’ demek durumunda değilsin. Çünkü zaten mevcut olan bir şeyin üzerine basmış durumdasın. Artık bunların da bir anlamı kalmadı. Bundan sonra hiçbir şey önemli değil, olan oldu.

Ata Demirer’in bu filmi çekeceğini ilk nasıl öğrendiniz?

İlk gazeteden öğrendim. Ata Demirer ‘’Berlin Kaplanı’’ yazıyordu. Kaplan esprisi, bizim karaterimizle özdeşleşmiş bir espridir. Das Borak’ın hem arabası kaplandır, hem de kendisi kaplanla özdeşleşmiş, hayvani bir pop stardır. Das Borak karakterinden ‘’Kaplan hayvanı’’ nı çıkarırsak, o çektiğimiz klipleri, yapmış olduğumuz masrafları da atmış olmamız gerekiyor. Das Borak’ı Kreuzberg Kaplanı iken Kreuzbek Davşanı yapamam. 4 sene boyunca öyle klipler çekmişim, öyle özdeşleştirmişim. Ben değiştiremem ama O değiştirebilirdi. Dolayısıyla ben gazetede haberi okurken ‘’kaplan’’ esprisini görünce ‘’eyvah’’ dedim. Hatta ‘’eyvah eyvah’’ dedim. Acaba ben de ‘’imdat imdat’’ diye bir film çekersem yer mi?

Das Borak Kreuzberg Kaplanı sinema filminde Borak’ın karate hocası karakteri için, Yılmaz Morgül’le anlaşmışsınız. Bu iş iptal olduğunda Yılmaz Morgül ne dedi?

Yılmaz da benim söylediklerimin aynısını söyledi. Bu olaydan sonra Yılmaz’ı aradım. Ben daha bir kelime söylemeden, Yılmaz bana ‘’nasıl oldu bu iş’’ dedi. Yılmaz’a bu işin hukuki durumundan bahsettiğimde de ‘’Ben de şahit olurum’’ dedi. Benim için de iyi bir şahittir. Yılmaz çok da delikanlı biridir. Bu olay olduğunda, benim Yılmaz’dan öyle bir beklentim vardı ama çok daha fazla yanımda olduğunu hissettirdi. Yiğidi öldür, hakkını yeme derler. Bunu bir tek ben görmüyorum. Çok daha önceden Fida film ile bu işi çekecekken, Yılmaz Morgül’le Borak’ın dövüş hocası karakterini oynaması için konuşmuştuk. Filmde Yılmaz, Borak’a karate, aikido, boks gibi her türlü dövüşü öğretecekti. Hikayede Borak’ın pop star oluncaya kadar olan hayatı hep kavgalarla geçiyordu. Çok kavgacı ve sürekli başını belaya sokan bir karakterdi. Borak’ın üzerinden kavgacı kimliğini çıkarırsak, Borak başka bir karakter oluyor. Ben yine de projemin bir şekilde olmasını isterim.

Avrupa Yakası dizisinde, senelerce beraber çalıştığınız ortak arkadaşlarınız bu konuda hiç yorum yapıyor mu?

Avrupa Yakası dizisi oyuncularıyla çok fazla görüşemiyorum. Veysel Diker ve Evrim Akın’la daha sık görüşme fırsatım oluyor. Zaten Avrupa Yakası dizisindeki arkadaşlarımın adının, bu nahoş durumla anılmasını istemem ama onların da haberi vardı. Sette ben herkese anlatıyordum. Das Borak için çok heyecanlıydım, arkadaşlara danışıyordum çünkü hepsi çok kalifiye ve iyi oyunculardı. Ama kimseye de hatırlıyor musunuz, böyle bir şey vardı demem.

Eğer Das Borak sinema filmi projesi olursa, filmde İsmail YK da olur mu?

İsmail YK zaten vardı. Bizim konuk oyuncumuzdu. Bu proje için İsmail ve kardeşi sevgili Fatih’le defalarca konuşmuştuk. İsmail’in olmasını zaten çok isterim, çok da severim. Bu projeden onların da haberi vardı.

Das Borak’ın sinema filmi için dansçı aradığınızı da söylemişsiniz. Hala arıyor musunuz?

Evet, sizin aracılığınızla da bunu iletmek istiyorum. Dansçı adayları için kadın, erkek, çocuk fark etmez. Özellikle de Borak’a benzeyen esmer ve benim gibi balık etli, profesyonel veya amatör, dansla uğraşan arkadaşlarımızın bana ulaşmasını bekliyorum. Yavuz Seçkin fan, Yavuz Seçkin Facebook sayfası, yavuzunminibusu@gmail.com adreslerinden bana ulaşabilirler.

Kuklalarla ilgili projenizden bahseder misiniz?

Bu proje 1 yıldır var. Kolay olmuyor, her ay 1 tane veya 2 tane kukla yaptık. Şu anda 20 tane oldu. İsmine ‘’Siyular’’ (Kızılderili kabilesi) dedik. Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer misali hemen marka tescilini aldık. Her kuklayı ayrı ayrı tescil ettirdik. Hepsi benim evladım gibi oldu. Tabii ki maddi bedeli de biraz külfetli oldu. Şimdi proje aşamasındayız. Çok acele etmeden, kaliteli bir iş çıkarmayı düşünüyoruz. Belki 2012 şubat- mart aylarında ufak videolarla tanıtıp, karakterleri oturduktan sonra program yapabiliriz. İnşaallah birisi çıkıp benzer bir iş yapmaz. Medyada paylaşıldığı için, benim projemi alıp bir benzerini yapmazlar diye düşünüyorum. İşin mutfağı tamamen bana ait. Yazar arayışımız var. İyi bir yazar ekibiyle yola çıkarsak, iyi bir iş yapabiliriz. Eğer işi oturtursak belki sinemaya da aktarabiliriz.

Cem Yılmaz’ın kulisine çıkarken, asansörde Meryem Uzerli de varmış. Hiç aranızda sözlü diyalog geçti mi?

Eşim, Meryem Uzerli’ye ‘’Yavuz sizin taklidinizi çok güzel yapıyor’’ dedi. O da ‘’aa inanmıyovum, geeyçekten mi, nasıl yapıyovu’’ (Yavuz Seçkin taklitte…) derken, birden asansör durdu. Meryem Uzerli korktu, gözbebekleri büyüdü. Herhalde fobisi vardı. Hatta eşime dönüp ‘’Kesin Pargalı’nın ahı tuttu’’ dedim. Daha sonra asansör çalıştı ve çıktık. Ama Meryem Uzerli asansörden inmedi, korkudan asansörden resmen atladı.

Meryem Uzerli hakkında ilk izleniminiz ne oldu?

Meryem Uzerli’nin iyi bir kalbe sahip olduğu, yüzünden okunabiliyordu. Benim zaten işim, insanların mimiklerini çözmek biliyorsunuz. Meryem Uzerli’nin kolay kolay da değişeceğini sanmıyorum. Biz de kendisini çok seviyoruz.

Cem Yılmaz kulisinde neler konuşuldu?

Kuliste sanatçıyı çok tutamazsınız zaten yorgundur. Cem’i tebrik ettik ve genel konuştuk. Benim tiplemelerimden, Mahsun Kırmızıgül tiplememi sevdiğini söyledi. Hatta yeri gelmişken O’na kısa bir Ahmet Çakar taklidi yaptım. Ben Cem Yılmaz’ın gösterilerinde çok eğleniyorum çünkü çok zeki bir adam. Zeka ile şakayı çok iyi sentezlebilen, iyi bir komedyen. Numune diyelim. Bir benzeri daha yok.

Doğuş’un saksı pozlarından sonra ‘’ Doğuş saksıları tezgahlarda’’ esprisi yapmışsınız. Yeni bir ticari sektör mü oluşmaya başladı dersiniz?

Her ünlü, kendi adıyla özdeşleşen bir marka isteyebilir. Doğuş, bir botanik bahçesi, bir çiçekçi açabilir veya saksı üretimi yapabilir. Bunu ticari düşümek lazım. Tabii eğleniyorum ve sosyal sitelerdeki böyle atraksiyonların şaka olarak algılanması gerektiğine inanıyorum.

‘’Kontörella Rumuz Basen’’ tiplemeniz de çok tuttu. Heidi’nin de büyümüş ve kel olmayan bir koca arayışı hafızamda kalmış. Bu karakterleri nasıl yakaladınız? 

Ailem, 3 erkek çocuktan sonra, benim kız çocuğu olarak dünyaya gelmemi beklemişler. Annem ‘’eğer kız olsaymışsın, hakikaten güzel bir kız olurmuşsun’’ diyor. Eğer kız çocuk olarak dünyaya gelseydim, herhalde cazgır bir kadın olurdum. Ama iyi bir kadın komedyen olabilirdim. Hatta şu anki kariyerimden daha iyi bir yerde olabilirdim.